Forex piyasasında işlem yaparken sadece yönü doğru tahmin etmek yetmez. Çünkü işlemin kârla sonuçlanması, aynı zamanda işlem maliyetlerinin altında ezilmemekle de ilgilidir. İşte burada devreye makas aralığı yani spread giriyor. Bu kavram, alış ve satış fiyatı arasındaki farkı temsil eder ve özellikle kısa vadeli işlemlerde büyük rol oynar. Küçük gibi görünen bu farklar, işlem hacmi büyüdükçe toplamda ciddi maliyetlere dönüşebilir. Bu nedenle spread, bir yatırımcının kazancını doğrudan etkileyen kritik bir parametre haline gelir.
Spread Neden Her Zaman Aynı Değildir
Spread sabit bir rakam değildir ve çoğu zaman piyasa koşullarına göre değişkenlik gösterir. Örneğin, piyasada volatilite arttığında ya da önemli bir ekonomik veri açıklanmak üzereyken spread seviyeleri genişleyebilir. Çünkü bu anlarda likidite sağlayıcılar, karşılaşabilecekleri riskleri minimize etmek ister. Düşük likidite olan zaman dilimlerinde ise spreadler daha da açılabilir. Özellikle hafta sonu kapanış saatlerine doğru ya da Asya seansında bu farklılık daha belirgin hale gelir. Bu durum, bazı zamanlarda alıştığınız işlem maliyetinin bir anda değişmesi anlamına gelir.
Bazı aracı kurumlar sabit spread sunduğunu söylese de bu her zaman gerçekte uygulanmaz. Küçük puntolarla yazılmış detaylarda “normal piyasa koşulları geçerlidir” ibaresi bulunabilir. Dolayısıyla bir yatırımcının sadece spread oranına değil, bu oranın ne zaman ve nasıl değiştiğine de dikkat etmesi gerekir. Özellikle işlem stratejiniz sık pozisyon açma ve kapamaya dayanıyorsa, küçük spread oynamaları bile toplam sonucu ciddi biçimde etkileyebilir.
Spread Maliyeti Doğrudan Kâra Yansır
Her işlem açtığınızda, pozisyonunuz otomatik olarak bir miktar zararla başlar. Bu zararın büyüklüğü doğrudan spread oranına bağlıdır. Örneğin EUR/USD paritesinde spread 1 pip ise, alış fiyatından hemen satışa geçseniz bile 1 pip kayıpla karşılaşırsınız. Bu durum, özellikle scalping ya da günlük işlem yapan yatırımcılar için fazlasıyla önemlidir. Çünkü kısa süreli işlemlerde hedeflenen kazanç da düşüktür ve spread oranı bu kârı tamamen yok edebilir.
Kimi yatırımcılar, sadece büyük paritelerde işlem yaparak düşük spread avantajını kullanmayı tercih eder. Ancak bu tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda işlem yapılacak saat aralıklarının da spread seviyeleri açısından uygun olması gerekir. Mesela Avrupa ve ABD seanslarının kesiştiği zaman dilimlerinde likidite artar, bu da spreadin daralmasını sağlar. Eğer bu saatleri doğru değerlendirirseniz işlem maliyetiniz otomatik olarak düşer.
Broker Seçiminde Spread Politikası Belirleyici Olabilir
Bir Forex şirketini seçerken genellikle kaldıraç, regülasyon ya da işlem platformuna bakılır. Ancak bunlar kadar önemli bir başka unsur da spread yapısıdır. Çünkü uzun vadede ödenecek toplam spread maliyeti, yatırımcının genel performansını doğrudan etkiler. Özellikle düşük spread sunduğunu belirten ancak bunu yalnızca demo hesaplarda gerçekleştiren kurumlara karşı dikkatli olunmalıdır. Gerçek hesapta, volatil zamanlarda spreadin nasıl davrandığını görmek için düşük hacimli deneme işlemleri yapılabilir.
Ayrıca sadece spread değil, komisyonlu hesaplarda toplam maliyetin spread + komisyon olarak hesaplandığını unutmamak gerekir. Bazı yatırımcılar, düşük spreadin yanına eklenen komisyonun toplam maliyeti artırdığını göz ardı edebilir. Bu yüzden tüm masrafları şeffaf şekilde sunan, anlık olarak spread bilgisini grafik üzerinde paylaşan ve geçmiş spread verilerini sunabilen brokerlar her zaman daha güvenilir kabul edilir.
Stratejiye Uygun Spread Seçimi Başarıyı Artırır
Her işlem stratejisinin ihtiyaç duyduğu spread seviyesi farklıdır. Örneğin uzun vadeli pozisyonlarda spreadin etkisi zamanla azalır. Ancak kısa süreli pozisyonlarda işlem süresi kısıtlı olduğu için giriş anındaki maliyet büyük fark yaratır. Eğer stratejiniz 10 pip kazanç hedefliyorsa ve 3 pip spread ödüyorsanız, aslında başarı oranınızın çok daha yüksek olması gerekir. Ama aynı işlem 1 pip spread ile yapılsaydı, başarı oranı aynı kalsa bile kazancınız artacaktı.
Bu sebeple yatırımcının sadece strateji belirlemesi değil, aynı zamanda bu stratejiye en uygun spread aralığını sunan aracı kurumu da seçmesi önemlidir. Piyasa koşullarının dinamik yapısı göz önüne alındığında, sabit ve düşük spread sunan kurumlar özellikle gün içi işlem yapanlar için avantajlı olabilir. Ancak bunun da tek başına yeterli olmadığını, genel işlem koşullarının da değerlendirilmesi gerektiğini unutmamak gerekir.